





Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!






![]()




















Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!











































Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!







































Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!














































******>
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!




Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!























![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | |||














































Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

** Sevgide güneş gibi ol, dostluk ve kardeşlikte
akarsu gibi ol, hataları örtmede gece gibi ol,
tevazuda toprak gibi ol, öfkede ölü gibi ol,
her ne olursan ol,
ya olduğun gibi görün, ya göründügün gibi ol.
** Nice insanlar gördüm, üzerinde elbisesi yok.
Nice elbiseler gördüm, içinde insan yok.
** Eşekten şeker esirgenmez ama eşek
yaratılışı bakımından otu beğenir.
** Dert, insanı yokluğa götüren rahvan attır.
** Leş, bize göre rezildir ama, domuza,
köpeğe şekerdir, helvadır.
** Kuzgun, bağda kuzgunca bağırır. Ama bülbül,
kuzgun bağırıyor diye güzelim sesini keser mi hiç?
** Pisler, pisliklerini yapar ama
sular da temizlemeye çalışır.
** Dikenden gül bitiren, kışı da bahar haline döndürür.
Selviyi hür bir halde yücelten,
kederi de sevinç haline sokabilir.
** Nasıl olur da deniz, köpeğin agzından pislenir,
nasıl olur da güneş üflemekle söner?
** Akıl padişahı kafesi kırdı mı,
kuşların her biri bir yöne uçar.
** Tövbe bineği, şaşılacak bir binektir. Bir solukta
aşağılık dünyadan göğe sıçrayiverir.
** Korkunç bir kurban bayramı olan kıyamet günü,
inananlara bayram günüdür, öküzlere ölüm günü.
** Kim daha güzelse kıskançlığı daha fazla olur.
Kıskançlık ateşten meydana gelir.
** Dünya tuzaktır. Yemi de istek.
İstek tuzaklarından kaçının.
** Irmak suyunu tümden içmenin imkanı yok ama
susuzluğu giderecek kadar içmemenin de imkanı yok.
** Gürzü kendine vur. Benliğini, varlığımı kır gitsin.
Çünkü bu ten gözü, kulağa tıkanmış pamuğa benzer.
** Eşeğe, katır boncuğuyla inci birdir. Zaten o eşek,
inciyle denizin varlığından da şüphe eder.
** Birisi güzel bir söz söylüyorsa bu,
dinleyenin dinlemesinden, anlamasından ileri gelir.
** Birinin başına toprak saçsan başı yarılmaz.
Suyu başına döksen, başı kırılmaz.
Toprakla, suyla baş yarmak istiyorsan,
toprağı suya karıştırıp ker*** yapman gerek.
** Kabuğu kırılan sedef üzüntü vermesin sana,
içinde inci vardır.
** Bilgi, sınırı olmayan bir denizdir.
Bilgi dileyense denizlere dalan bir dalgıçtır.
** Bulutlar ağlamasa yeşillikler nasıl güler?
** Bülbüllerin güzel sesleri beğenilir de bu yüzden kafes
çeker onları. Ama kuzgunla baykuşu kim kor kafese?
** Meyve ekşi bile olsa, olmadıkça ona ham derler.
** Her dil, gönlün perdesidir.
Perde kımıldadı mı, sırlara ulaşılır.
** Aşıkların gönüllerinin yanışıyla gözyaşları
olmasaydı, dünyada su da olmazdı, ateş de.
** İki parmağının ucunu gözüne koy. Bir şey
görebiliyor musun dünyadan? Sen göremiyorsun
diye bu alem yok değildir.
** A kardeş, keskin kılıcın üzerine atılmadasın,
tövbe ve kulluk kalkanını almadan gitme.
** O dağa bir kuş kondu, sonra da uçup gitti.
Bak da gör, o dağda ne bir fazlalık var ne bir eksilme.
** Altın ne oluyor, can ne oluyor, inci, mercan da
nedir bir sevgiye harcanmadıktan,
bir sevgiliye feda edilmedikten sonra.
** Gördün ya beni gamdan başka kimse hatırlamıyor,
gama binlerce defa aferin.
** Nefsin, üzüm ve hurma gibi
tatlı şeylerin sarhoşu oldukça,
ruhunun üzüm salkımını görebilir misin ki?
çııÖÖçşıÜü
|
Azrail 'A.S ın Güzelliği(tüyleriniz diken diken olacak) « :» |
(bir doktorun hikayesi)
Azrail’in Guzelligi
Ben, 40 yillik bir kanser uzmani olarak, maddeyi asan,
sayisiz olayla karsilastim ve bunlari, o olaya sahit olanlarla
birlikte belgeleyerek, ozel bir arsiv yaptim. Bunlardan 1976
yilinda yasanmis bir olayi size nakletmek istiyorum.
Kanser hastanesinde bashekimken, Serap adinda genc bir hanim hastam vardi.
Bu hastam gogus kanserine yakalanmis ve tedavi icin yurt disina gitmek istemesine ragmen, bazi formaliteler sebebiyle o imkani bulamamisti.
Serap’i ozel bir ilgiyle bizzat ben tedavi altina aldim.
Ve kisa bir sure sonra da iyilestigini gordum. Ancak, Serap'in da
butun diger kanserliler gibi ilk 5 yillik sureyi cok dikkatli gecirmesi
gerekiyordu.
Bir is kadini olan Serap, 4 yil kadar sonra bir
ihale icin Izmir'e gitmek istedi. Kis aylarinda oldugumuz icin ucakla
gitmesi sartiyla kabul ettim. Maalesef, bilet bulamamis ve benden
habersiz bindigi otobusun kaza gecirmesi uzerine, 6 saat kadar mahsur
kalmis.
Donusunden kisa bir sure sonra kanser, kemik ve akcigerine yayildi. Serap,
bacak kemiklerindeki metastaz nedeniyle yuruyemez
hale gelirken, hastaligin akcigerdeki tezahuru sebebiyle de
devamli olarak oksijen cihazi kullaniyor ve soyledigi her
kelimeden sonra, agzini o cihaza yapistirarak nefes
almak zorunda kaliyordu.
Evine gittigim gun, yine guclukle konusarak :
“Doktor bey” dedi. “Ben size...darginim.”
“Nicin?” diye sordum.
“Siz... Dindar bir insanmissiniz. Nicin bana da, Allah'i, olumu,
ahireti anlatmiyorsunuz?”
Dini inanclarinin cok zayif oldugunu bildigim icin bu teklifi karsisinda
oldukca sasirdim. Onu uzmemeye calisarak :
“Doktora ulasmak kolaydir” dedim. “Parayi bastirdin mi,
istedigine tedavi olursun. Ancak iman tedavisi icin gonulden istek duymalisin...”
Konusmaya mecali olmadigindan, “Ben o istegi duyuyorum”
manasinda basini salladi.
Artik umitsiz bir tibbi tedavinin yani sira, ebedi hayatin ve
saadetin recetesi olan iman derslerimiz baslamis ve dersler
“hizlandirilmali ogretime” donmustu.
Anlattigim iman hakikatlerini butun ruhuyla mezcediyor ve arada bir
soru soruyordu.
Vefatina bir hafta kala,
“Doktor bey” dedi. “Ben olurken ne soylemeliyim?”
“Kelime-i Sehadeti soylemelisin.”
O, haliyle tebessum ederek yine basini salladi.
Cok istirabi oldugu icin, Serap'a surekli morfin yapiyor ve
onu uyutmaya calisiyorduk. Ben, bir is seyahati sebebiyle
bir muddet ziyaretine gidemedim. Donusumde annesi telefon ederek :
“Serap, bir haftadir morfin yaptirmiyor.” dedi.
“Sabahlara kadar inliyor ve cok istirap cekiyor…”
Hemen eve gittim ve igne yaptirmamasinin sebebini sordum.
Aldigim cevabi hala unutamiyor ve hatirladikca urperiyorum.
“Ya morfinin tesiriyle olume uykuda yakalanir ve son nefeste?
“La ilahe illallah” diyemezsem?”
Iste Serap, boyle bir hanimdi. Bu arada benden istihareye
yatmami ve eger bir kac gun daha omru varsa, son gunu
uyanik kalacak sekilde morfin yaptirilmasini rica etti.
Ben hic adetim olmadigi halde Cuma gunune rastlayan o gece,
istihareye yattim ve Serap'in acizligi hurmetine Allah’a sigindim,
sali gunune kadar yasayacagina dair isaret hissettim. Ertesi gun ona :
“Hic korkma!” dedim. “Igneyi vurdurabilirsin.”
Ve Serap bir veda niteligi tasiyan bu gorusmemizde son sorusunu da sordu :
“Doktor bey... Azrail bana nasil gorunecek?”
“Kizim” dedim. “O bir melek degil mi? Hic merak etme,
olumun sana insaallah guzel gorunecektir.”
Sali gunu Serap'in agirlastigi haberini alinca hemen eve gittim.
Ancak vefatina yetisememistim. Ailesi tam manasiyla perisandi.
Sadece kendisine uzun muddet bakan dindar bir hanim akrabasi
ayaktaydi ve beni gorunce yanima gelerek :
“Doktor bey, biliyor musunuz, bu evde biraz once bir mucize yasandi!” dedi.
Ve devam etti :
“…Serap, bir saat kadar once oksijen cihazini atti ve
"yataktan kalkmasi imkansiz" denmesine ragmen
kalkarak abdest aldi, iki rekat namaz kildi.
Butun ev halki hayretten donup kaldik. Ve kelime-i sehadet getirerek
vefat etmeden biraz once de:
“Doktor beye soyleyin” dedi.
Azrail, onun soylediginden de guzelmis!.
Aşk nedir? dediler Mansur'a. Sabredip bekleyin dedi.
|
Senı Benım Kadar Sevenler Sana Benım Kadar Hasret Kalsınlar ♥ SeninLe herşey toz pembe,
|
|
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
« Önceki ::
Blogcu ile yapıldı